Subscribe to RSS feed

28 Ekim 2017 Cumartesi

Nasıl Anlatmalı Bu Halleri

Tam olarak bu haldeyim.Ojemin, bardağımın ve saçımın rengi farklı.Yorgunluk aynı.
Aa bir de bilgisayarımın bana özel kapak kaplaması :)
Yani diyeceğim o ki.Günlerdir,haftalardır işle ilgili bir sistemsel düzenleme içinde olduğumuzdan ve maalesefki firmanın en eski elemanı ben olduğumdan yani en çok bana ait müşteri portvöyü bulunduğundan canım çıkmış durumda. Dün öğleden sonra evden çıkıp telefonlarımı unuttuğum için yana yakıla geri döndüm 1 saat sonra. Telaşımı tahmin edemezsiniz.Neyseki arayan soran olmamış o zaman diliminde.
Gece eve geri geldiğimde saat 22:40 idi. Üstümden çantamı bile çıkarmadan telefona sarılıp Jülideyi aradım.
Hadi anlatsana bana şu sistemdeki olayı diye başladım derdimi ona aktarmaya.
Sağolsun,varolsun,yarı yanım benim şu şirkette.En kolay haliyle yapabilmem için yollar gösterdi. Başladım tüm bitirdiğim işleri ennnn başından kontrol etmeye. Neden mi? nedeni benim aptallıım efenim. Neyse boşverin.
Patronum fark etmeden eksik olan şeyleri düzenleyip yerli yerine oturttum dataları.Gözüm açık rüya görmeye başladığımda ve elimi yüzümü yıkayayım diye banyoya gittiğimde sabunu tutamayıp ellerimin arasından kaydırdığımda anladım ki biraz dinlenmem lazım.Saat 04 küsurdu.Sabah 9 da mobilden sistemimi açıp biraz daha yatayıp ortam sakinken dedim ama kargo telefonuyla uyandım. Elektrikler yok,asansör çalışmıyor,kapıyı da açamıyorum gelip kargonuzu alın dedi eleman. 10 kat aşağıya ayaklara kuvvet başladım yürümeye. 4-5 kat kadar indim,bekliyorsun değil mi geliyorum,gitme dedim. Gelmeyin ben bina görevlisine bıraktım o size verir dedi. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. Döndüm tabi tekrar uyumak istedim biraz daha ama aklımda yapılacak onca şey varken ne mümkün.Geçtim yine bilgisayar başına. Hem söyleniyorum patronuma hem düzeltiyorum bir şeyleri.Haberi yok tabi. Olsa bu kadar üzmezdi sanırım beni.
An itibariyle bitti herşey bence. ama biliyorum ki son dakika gölü atacak yine. Daha kaç gece sabahlayacağız böyle bilmiyorum. Sırtım tutulu,eller,ayaklar fena.
İşimi seviyor oluşum tüm bu sıkıntıların üstünü örtüyor.yine de rahat çalışmak,huzur ve dinginlikle işleri halletmek hepimizin ortak tercihiği olmalı. Zira yıpratıcı oluyor bir süre sonra.
Neyse...Nokta...

2 Ekim 2017 Pazartesi

Hediye












Ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Yazayım ve unutayım. Öyle bir gündü yani.
Duyduklarımı unutmam epey zaman alacak olsa da kendime gelmem gerektiği bilinciyle toparladım kendimi.

Öyle ki tansiyonum 10-5,şekerim 150 ile çıktım evden. Acıbadem'e vardığımda 2 saat kadar geçmişti herşeyin üzerinden.Karşısına geçmeden önce anlatacağım bir konudan haberdar olduğu için son derce keyifle ve gülen gözlerle bana baktı. Ama gördüğü manzara karşısında sana ne oldu bile demekte zorlandı.
Bunları sana getirdim dedi ve uzattı. Henüz durmuş gözyaşlarım bu sefer mutluluktan akıp boynuna sarılmak istedim.Yapamadım tabi.Teşekkür etmekle yetindim. Kalpten,gerçekten.Ondan ilk defa hediye alıyor olmam bir yana,böyle bir günde tamamen habersizken hissetmiş olması,çok manidar ve özeldi.Bir hediye daha vardı yanında. biliyorum sende var kitabım,ama neden bilmiyorum sana hediye etmek istedim dedi.Sen de birine hediye edersin belki,an bu da senin dedi.
Ne hissettiğimi anlatmam mümkün değil.
Şöyle söyleyeyim;
bir süre önce kendimi öyle yalnız hissediyordum ve destek olunması gereken bir zaman dilimi geçiriyordum ki,ben sana bakarım,yemekte yaparım,sofra da kurarım diyen arkadaşımın boynuna sarılıp ağlamak istemiştim mutluluktan. Tabi ki yapamamıştım onu da. Teşekkür edebilmiştim sadece.
diyeceğim o ki,çok hediye verir,çok da alırım şükür. Ama bu iki kalp,iki beni hisseden,anlayan,gerçekten mutlu etmek için yapılan eylem ve verilen hediye çok ayrı önemliydi bence.
böyle güzel insanların varlığına minettarım ömrümce.
Kendim her zaman kendime yeterim ama gözyaşlarımdan açılan o koca boşlukta beni düşünen birilerinin olduğunu bilmek muazzam.

28 Eylül 2017 Perşembe

Başlık Yok,Duygu Çok

İnsan bazen;
Birileri onun için bir şeyler yapsın, bazen en sevdiği yemeği pişirsin,en sevdiği bardakta bir meyve suyu ikram etsin,senin için aldım diye bir şey uzatıversin ya da yapması gereken bir işin ucundan onun için tutuversin veyahut ne bileyim,seni düşündüm,senin için desin,yalnız olmadığını bilmesini sağlasın istiyor.
Sonra  düşünüyor insan; sevdiklerinin hepsi hayatında ve sağ. ! Her istediğinde olmasa da gözlerinin içine bakabiliyor,her zaman söyleyemese de sevdiğini duyurabiliyorsun.Ara sıra da olsa sarılabiliyor,enerjilerini birleştiriyorsun. Nadiren de olsa öpüp sevdiklerini kalbinin üzerine koyuveriyorsun. Varsın yalnızlık hissi sarsın ruhu. Varsın,tek başına olduğunu sansın insan. Varsın yorulsun,varsın üzülsün,varsın çıkmaza girsin.Biliyoruz ki sevdiklerimiz bir göz,bir kaç adım,bir kaç saat uzaklıkta. Varlıklarına bin şükür edebildiğimiz her gün,yalnız olmadığımızın farkında olmak umuduyla. gücümüzü geri toplayalım ve yorgunluğun kıymetini bilelim. 
Bir varlar,bir yoklar ve sonra hiçç olmayacaklar...Düşünürken bile gözlerimden akan yaşlar,günlerdir kalbimi havuz yaptılar. Bir tarafta olmasını istediklerim ve yalnızlığım diğer tarafta şükr'üm.
Allah'ım sevdiklerimi ömrüme eş kıl. Bu bencillik biliyorum ama sevdiğim herkesin varlığını mutlulukla ve sağlıkla donat. Zira onlarsız yaşamak beni eksik kılacak.Buna hazır değilim.

16 Eylül 2017 Cumartesi

Minnet Duygusu

Yazmiyorum diye yasamadigimi dusunmuyordunuz degil mi? 
...
Gozlerimi kapatip yasanan guzel gunlere dalardim eskiden.simdi gozlerim acik ve gun isiginda da dalabiliyorum.sahiden!
Yemek yaparken,kiyafet dolabimi duzenlerken,kitap alisverisi yaparken,hatta kendime parfum alirken bile...dalabiliyorum oyle mutamadiyen.
Her geri gittigimde,bin sukurle donuyorum suanki vakte.iyi ki beni seviyorsun Allahim diyorum.biliyorum,hissettiriyorsun.sana layik olamiyorum ama sen her seferinde benim gozyaslarimi huzur ve mutlulukla siliyorsun.tesekkur ederim.verdigin,yasattigin tum gerceklere minnettarim.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sonuç

Eveeettt aşağıda anlattığım konuya son noktayı koyuyorum.
Doktora gittim,rontgen çekildi.Muayene edildi.Ayak orta parmak çatlak.Doktorun yorumu şöyle;
"Bileğin nasıl kırılmadı hayret ediyorum. Parmağın kırık da diyebiliriz ama yapısı tam anlamıyla bozulmadığı için çatlak demek daha doğru geliyor bana.Yapılacak şey alçıya almak ama ben hayatını kısıtlamamak için 3 hafta dayanmanı ve kendiliğinden iyileşmeni öneriyorum."Kem ve hap var ama işe yaramayacağını ikimizde biliyoruz.Tek yapman gereken hareket etmemek,istersen iş için rapor vereyim,gidemezsin çünkü dedi.Yok ona gerek yok işi hallederim de hareketi ne yapacağız bilmiyorum dedim istemsizce.
Sonra annemi aradım gelmek için benden haber beliyordu çünkü.Bak dedim gördün mü bir de kırık olsa duramazsın derler,dediniz.Valla durmuşum hem de üç gün.Morarmasa daha da dururdum.
Neyse efenim annem gelmedi,ben tek başıma idare edebilirim sanıyorum.Zaten haftasonu için yine yanlarına gitmeyi düşünüyorum. Sonuçta doktor bana hareketlerini kısıtla dedi,yolculuk yapma demedi ki :))
Anneme bunu deyince çok kızdı ama olsun.Patronuma da gel bi gün kahve içelim deyince kızdı.Senin ayağın rahatsız değil mi,parmağın çatlamadı mı,dinlenmen gerekmiyor mu gibi bir sürü ardı ardına yazdı durdu.Ee tamam yürütmezsin sende araban var zaten bi kahve içemeyecek kadar da düşmedik ya dedim.En kısa zamanda bir akşam geleceğine söz verdi.Aaa lütfen ama  Enerjimi hiç bir şeyin aşağıya çekmesine izin vermeyeceğime söz vermiştim kendime. Tutuyorum.Siz de yardımcı olun dimi? :)


Bir Başka Haftasonu

Aldığım her nefese şükür ile...
Hadi başlayalım yazmaya,vira bismillah.
Geçtiğiiz bayram ailecek keyifsizlikle geçmişti.Birbirimizle bayramlaşmayı bile unutmuştuk,o derece.
17 yıllık aile dostlarımız mehmet amca ve sevtap abla. aralarında 20 yaş fark olan ve öncesinde bir çok evlilikler yapıp çoluk çocuk sahibi olan iki insan... çok ama çok ama çok sevdiğim iki insan.
Mehmet amcanın benden bir kaç yaş büyük oğlu 3 çocuk babası,son bebeği 1 aylıkken bundna bir ay önce intihar ederek vefaat etti.Bayram arefesiydi. Şoke olduk,kime,neye üzüleceğimize şaşırdık.Güç toparlandık.Mehmet amca kocaalide oturduğundan ve cenaze için istanbula geldiklerinden ben karasudaki yazlık evde onları göremedim.Aklım fikrim hep ondaydı. Bir insan 2 çocuğunun 17 sene arayla ölümünü nasıl kaldırabilirdi. Nasıl bir acıydı bu yarabbim. Nasıl bir kaderdi.Bayram boyu Mehmet amcayı göremedim. Ben istanbula evime geldim O buradan Kocaaliye evine döndü.Görüşemedik. Annemlerden haber aldım sık sık. İyi olduğunu toparlandığını,tam da açmak üzere olduğu iş yeri için çalışmalarını hızlandırdığını öğrendim.Çok sevindim. Hayata bağlanmak için bir yol bulmuştu işte. İnsanoğlu,illaki bir sebep buluyor tutunmak için.
...
3 gün önce cuma gecesi...1 hafta önceden biletlerimizi almıştık kız kardeşimle. O zaten her hafta sonu gidiyor da ben kalıyordum evimde.Akşam 20 arabası için haremde olmamız gerekiyordu.Olduk da. Tam servisten inip yazahaneye gideceğimiz vakitttt....Ben düştüm Öyle bir tökezleme gelmesin aklınıza. Yüzüm hariç tüm vücudum çakıldı yere dümdüz.Etrafımdakilerin bakışları,bir kadının çığlığı ve önden giden kardeşimin yüzüme donup kalmış bakışı ile kalktım  yerden bu insanlar neden bana bakıyor ki alt tarafı düştüm işte canım edasıyla girdim otobüs firmasına.Sadece saniyelerce oyalansaydım giremeyecekmişim :)
Yerime oturdum ayakkabımı çıkardım bi daha da giyemedim zaten:) bir anda davul gibi şişti ve parmaklarım,tabanım ve üst kısmı şişti ve parmaklar kasıldı.Ne yaparsınız? Otobüs geldi. Dursam kaçacak.Gitsem gidemiyorum.HErkes otur iyi değilsin derken yok iyiyim ben diyip kalktım yerimden.Zar zor ayakkabıyı giyip otobüse bindim ve biner binmez ayağımı elime aldım.Kardeşim korkmasın diye ses çıkaramıyorum,el bileğimi ısırmaya ve göz yaşım akmasın nolur diye yalvarmaya başladım içimden. Kardeşim inip buz bulup geldi,boynundaki fularını çıkarıp bana bandaj yaptı. O bunları yapmasaydı ben napardım inanın fikrim yok.Ben ki hızı hiç sevmeyen insanım./Sırf hız yapıyor söz dinlemiyor diye,kuzenimle görüşmüyorum bizi alıp bir yerlere götürmesinden rahatsızlık duyuyor beni özlersen bize gel diyorum./
KArdeşim de korkudan ne yapacağını bilemedi tabi.Annemi arayacağım dedi.Ne kadar yapma etme çok merak ederler desem de aradı.Ben o 3 saatlik yolu nasıl geldiğimi bilmedim annem de ben kaç kere aradığını bilemedi.VE ben ilk defa bir aracın aşırı hız yapmasından dolayı Allaha şükrede ede geldim o yolları. Allah'ım ambulans gönderdin bana,acımı iyileştirmek için anneme kavuştur beni.Yavaşlamasın araç nolur diyerek bitirdim o yolları. Yolcular isyan etti aracın hızına. tutunmadan gelmek mümkün değildi neredeyse.Olmaması gereken bir hız ile ilerledik. Yarı yolda isem bi yere gidemezdim.Gideceğim yere daha çok vardı dayanamıyordum. Bir yolu yok mu Allah'ım derken aracın hızlanması...Ambulansla gitsem sanırım aynı hızla gidebilirdim.
Mehmet amcalar sırf biz görelim diye bizden önce eve gidip beklemeye başladılar. Benim durumumu öğrenince aracıyla gelmiş bizi almaya. Gelme ben gelirim iyiyim,yorulma nolur dediysem de pek ikna edici olmadım sanırım:)

babamın ve kız kardeşimin kolunda hatta kardeşimin kolunu morartacak kadar sıkarak arabaya bindik.
Eve gittim bir bahçe dolusu insan.Hepsi korkuyla yüzüme bakıyor. Ben gayet sakin öptüm,sarıldım bir yere oturdum. Sevtap ablacım getirdin mi butiğinden kıyafetleri,hadi deneyelim çok merak ediyorum dedim. 
Annem elinde kas gevşetici kremlerle bekliyor karşımda.Ayağıma dokunacak oldu ben çığlık çığlığa...Orada ele verdim kendimi :) Sevtap ablacım aldı kremleri eline nazikçe masaj yaptı. Annem bandajlar vs derken aa dedim gecenin yarısı oldu be.Hadi görelim şu kıyafetleri artık.Gördük,baktık,aldık.Bu kadarcık mı yani,dükkandaki tüm mallar bunlar mı dedim.Ooo daha neler var keşke gelip görebilsen dedi.Yarın gelirim inşallah zaten denize de gitmeyeceğim dedim. Gitme imkanım yok demek istemedim :)
Ertesi akşama kadar ayağımı yere basamadım. Parmaklarım ve ayak tabanım kasıldı ve çok kuıvvetle ağrıdı.Sabah 4 e kadar yapılan masaj ve kremler çok az işe yaradı.En sonunda ilacı artık yesem deyince annem beni zorla uyuttu.Ertesi gün ne ayakkabı giyebiliyorum ne üzerine basabiliyorum. Allahım mucizene ihtiyacım var,bu akşam mehmet amca bizi almaya geldiğinde o arabaya binip butiğe gidebileyim. Zaten 2 gün için geldim kimseye zehir olmasın.Benim için üzülmelerine fırsat verme,nolur tadını çıkarabileyim deyip durdum. Akşam oldu ayakkabımı giyebildim. Zonklamayla da olsa o arabaya bindim. Tabiki sadece ayağımda değildi problem karnımdaki şant kısmında da ağrı vardı fakat kimseye söylemedim.ala karın boşluğumu tutarak yürüyorum aramızda kalsın:) şant tıkansaydı anlardım onun için velveleye vermeyelim lütfen.:)şişen kol bileğim ve diz altımı hesaba hiç katmıyorum bile kimsenin haberi yok nasılsa,geçti bile.

Neyse yolunuz kocaaliye düşerse mutlaka uğramanız gereken çokk güzel bir butik yapmış sevtap ablam. Kıyafet alışverişini ihtiyacı dışında hiç sevmeyen biri olarak bayıldım ben.
Gece hep birlikte bize geldik,yedik içtik. Mehmet amcaya ne zaman gözüm gitse o hüzünlü hali içimi parçaladı. Bir de beni merak eden,bana üzülen hali...Hadi dedim kalkın şuradaki yeni açılan avm yi gördünüz mü siz,hadi göstereyim size.
Sen mi dedi? kıızım sen hastasın nasıl geleceksin. Yoo iyiyim ben bak kalktım bile,yürüyorum ohh mis gibi. Şimdi oturursam yarın nasıl dönüş yoluna geçeceğim,hadi gidelim dedim. Mehmet amca eşine baktı. Sevtap abla,çok canı acıyor Mehmet.Hem de çok ama seni böyle görmek istemiyor.Senin için toparlanıyo hadi kalk dedi.Gözümden bir damla yaş düştü,kimse görmedi.Mehmet amca ikiletmedi.Çok yakındı zaten 100 m falan gidecektik herhalde.İki kişinin kolunda da olsa yürüdüm.O gün bitti.Pazar oldu.Ayakkabı giydim,yola çıktım. Canım da çıktı.İstanbul'a,evime döndüm ama baktım ki ayak daha fazla şişmiş, ve biraz da morarmış.O dakikadan sonra annem karasudan merve yanıbaşımdan yedi bitirdi beni. Sabah kalkar kalkmaz hastaneye gittim. İş bu ya doktor ameliyata girmiş.Ee beklerim,çıkınca görüşüm dediysem de bu gün hasta kabul edemeyecekmiş.Tamam bari yarın geleyim dedim yarın da izne çıkıyormuş. Ee ben bu sancıyı nasıl izne çıkarayım...
Eve gelene kadar 3 hastane ile görüştüm. Şimdi birinden randevu aldım.Akşam gideceğim.
sonrasına bakacağız artık.Nasıl bir işlem olacak,ayağımı kullanabilecek miyim.Ne yapacağım bilmiyorum şuan.Tek bildiğim çok güze bir hafta sonu geçirdiğim.Deli misin bu anlattıklarınla mı güzel geçti haftasonun dediğinizi duyar gibiyim. Evett 2 küsur yıldır görmediğim insanları görmek,onların yeni oluşumlarına şahit olmak çokk iyi geldi.Şuan çok ağrım var,kafamda deli sorular.Kendimi doktora geçmişimle beraber nasıl anlatacağıma dair ve anlaşılacağıma ait kaygılar.
Yine de iyiyim şükür.Aklım yerinde,zihnim açık,şantım çalışıyor. Ne çok uzattım değil mi? Sabahtan beri ilgiyi sevmiyorum yahu bırakın beni.Arayıp durmayın sürekli diyen ben pek detaylı yazdım kendimi.Ama benim okurlarım bilir ki geçmiş olsun denmesine hiç gerek yoktur.Gelmiştir ve geçecektir.Güç hepimizin kendi içindedir.  dua ederseniz şifa bulmama yardımcı olursanız sevinirim.zira yapacak çok işim,kuracak çok hayalim,gerçekleştirecek çok planım var. Hepsi içinde beden sağlığı lazım. Bunun için de kendimi bırakmamam,hasta psikolojisine girmemem lazım.
Bana yardımcı olur musunuz? :)
sevgiyle kalınız efenim,sağlıkla...

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Sifatlar ve Sevdiklerimiz

Gecenlerde annemlere gittigimde,Doganla sohbet ederken dedim ki;insanlar birbirlerine ozellikle de annebabalar cocuklarina ismiyle hitap etmeliymis.annecim,babacim,pasam,kuzum,lokumum gibi sifatlarla hitap edilmemeliymis.cunku o zaman cocuk kendini o sifat gibi hissedermis.roller karisir,kendini nasil,hangi turlu hissecegini bilemezmis.Dogan dediki;demeki ben ondan seni annem gibi goruyorum.cunku hep bana oglum diyorsun.aa bak cok dogru dedin,ama fark etmez ben de seni cocugum gini goruyorum zaten.demeki bu tanimlamadan dolayiymis diye konusurken aklima geldi.cok yakinlarima hayatim demeyi severim.kiz olsun erkek olsun.cok yakinsa sohbet sirasinda ama hayatim diye basladigim cok olur,pek az kisiye kullanirim bu sifati ama en derinimde hissederim.iliklerime isleyerek soylerim.veee dusununce en cok onlardan gelen ters tepkilerden incinirim.oyle kirilirki kalbim,hayatim avuclarimin icinde kanar sanki de ara bandi bulamam,iyilestiremem.taki gelip hayatim olan kisi-ler guler yuz gosterene kadar.bu farkindaligi yasadiktan sonra dikkat ediyorum kimseye hayatim dememeye.ama oyle cok hayat buldugum kalpler var ki,nasil demeyeyim.onlar gercekten hayatim benim.siz siz olun size kullanilan sifatlarin degerini bilin.bir de bakin bakalim siz kimlere neler yuklediniz? Bana ise ismimle hitap etmenize gerek yok,istediginiz sifati yukleyebilirsiniz,hakkini veririm emin olabilirsiniz:) 

29 Temmuz 2017 Cumartesi

Yemekten Yazmaya; Yaşamaya

Bu ara yemek işine fena sardım. bu ara dediğim ne kadarlık bir zaman onu düşünüyorum da şuan epey bir öncesine dayanıyor aslında:)Ama ciddi anlamda bir yemek kursuna gitmeye karar vereli daha pek kısa önceydi.Hemen akabinde ismekte makaron kursu olduğunu öğrenip kayıt yaptırdım.Ama öyle bildiğiniz kayıtlardan değil. Bir "küçük" aksilik çıkınca internet formunda,yeri göğü inlettim.Pendik belediye başkan yardımcıları,ismek merkez ve şube yetkilileri seferber oldular gönlümü yapmak için..Sonunda hakkımı aldım ve kursa yedekten de olsa kayıt yaptırdım. Olsun,hakkımda varsa sıram gelir o kursa katılırdım.Arandım,davet edildim,gitmek üzere evden çıktım.
Canım da çıktı ama.
Kurs merkezi minibüsten indikten sonra 100 metre ilerde denmişti. Bir kilometre kadar 3 ayrı dik yokuş çıkıp hala kurs binasına varamayınca ve artık alacak tek bir nefesim bile kalmayınca geri dönmek zorunda kaldım. Başladığım hiç bir ama hiç bir işi yarım bırakmışlığım olmamıştı o ana dek. O yolu tamamlayamadım. Saat geçti,yol bitmedi,ben bittim. Alacak nefesim olsa idi yorgunluğu önemsemeyecektim. Geri dönüp o günü başka şekilde değerlendirdik.O günden sonra yemek kursu lafı etmedim evde. Aklıma her geldiğinde makaron kursuna gidemeyişim ve öncesinde kursa kabul edilmek için verdiğim çaba geliyor.Utanıyorum!. O kadar uğraş,hakkını ara,kabul gör gideme. Vardır bir hayır illaki,göremediğimiz.
Yani demem o ki ben yemek yapmayı çok severdim çocukluğumdan beri,artık tutku halini aldı. Evet bu konuda bir meslek falan edindiğim yok.Zaten demek istediğim de öyle bir şey değil.İdda etmek,iyi yaptığımı söylemek haddim değil. Tek içtenlikle söyleyebileceğim,yemek yapmayı çok çok sevdiğim.Ehh elimde lezzetliymiş biraz.Yemekleri kendime göre uyarlar,tarif aldığım kişiye bile tarif verirmişim aynı yemekte.:)
Bir tarifi aynısının tıpkısı yaparsam şaşarlarmış.Bambaşka bir şey oluveriyormuş.Tadı tartışılır.Arada yakarım,tuzunu ayarlayamam falan ama o haz...O terapi hali...Tüm düşüncelerimden,tüm acılarımdan,tüm kıvranışlarımdan kurtarır beni. En önemlisi de bu bence. Bunun gibi bir çok yol var benim hayatımda,yaşadığım o olumsuzluğu bertaraf etmek adına,deneyimlediğim.Yemek yapmak herkesin gördüğü halim.
Ve fakat ben konuyu nasıl bağlayacağımı unuttum. Tüm bunları neden anlattığımı da.Yazmaya neden başladığımı da. Vardı elbet bir hikaye kafamda ama bağlayamadım sonuca. 
Yaşam koçum dedi ki geçenlerde,amma devrik cümle kuruyorsun yazarken,farkında mısın? Evvett dedim buna bayılıyorum. Benim kalemimin en önemli tarafı devrik olması. Düz cümleyi herkes kuruyor benim farkım da bu olsun.Beğenmeyen göz yumsun,beğenen buyursun.
güldü,güldüm. Sana inanıyorum dedi,sustum. Sadece o anlık...Yüreğim coştu oysaki.Hayattaki tüm güzel şeylerin bana verdiği haz gibi.Bir yemek kursu olsa da gitsek bari :) 

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Ordan burdan,hayattan

Cok mutlu oldugum bir anda gozumden iki damla yas aktigini fark ettim.Vay be ben de mutluluktan aglayabildim.
-------
Bayramdan bu yana binbir sey oldu hayatimda.once tiroid bezlerindeki hastalik takibi,tam bayram gunu alinan cenaze haberi.ardindan hayatima dair heyecan verici bir kac gelisme ve ayagimda cikan bir kitle.tabiki doktora gitmedim.cunku bir ameliyat daha kaldiracak gucte degilim suan.neyse bunlari gecelim.gecenlerde bir ruya gormustum o gunun gecesinde uzun uzun hayal kurmus,cok ama cok ama cok istemistim.eskiden hayal kirikligindan korkardim.artik kendi gucumun farkindayim.sadece ama sadece mutlu olmak icin yasiyorum.Böyle olunca kulaklarim cok guzel deyler duyuyor ama ben birine-birilerine mutluluk olabiliyor muyum bilmiyorum.demem o ki;gulumseyin hayata.sevdiklerinize,kendinize.oyle iste.iyi geceler herkese.

itiraf : yazmayı tarif edilemeyecek kadar özlemişim.

11 Haziran 2017 Pazar

Biliyorum Deme,Öğren

Ee dünya hali işte.

Geçen hafta teknisyenimize bir konuda şöyle yapma böyle yap deyince,sen nereden biliyorsun o öyle olmaz gibi bir laubali tutumla karşılaşmıştım. Bunu patronuma söylememiştim. Benim gibi müşteri kaydı alan diğer arkadaşım da aynı kişinin tutumundan rahatsız olup patronuma aktarınca ve konu benim duyacağım şekilde konuşulunca,ben de anlattım karşılaştığım saygısızlığı.Günler geçti gitti üzerinden. Velhasılı kelam diğer böceklerle ilgili konular da iyi biliyorum fakat toz akarı dedin mi orda dur !
O konuda patronuma kafa tutan,müşteriye neden öyle dedin olmaz öyle diyebilen ve bu konuda kesinlikle haklı olduğumu bildiğim bir mevzu. Neden mi? Çünkü bu işin her iki tarafında da varım da ondan. Hem toz akarı alerjisi olan,hem de ilaçlama işinin içinde olanım. Konuya çok hakimim.
Yine aynı teknisyene sen toz akarı ilaçlaması yapmasını biliyor musun dedim geçenlerde.biliyorum deyip geçiştirdi ama söylediklerinden anladım ki sıradan bir iş çıkartacak,durumun önemini farkında değil.
Patronuma mail yazdım.Yeni gelen teknisyenler toz akarı ilaçlamasını biliyorlar mı? Bilmiyorlarsa anlat lütfen. Şöyle şöyle zararlar olabilir,müşteri madur edilebilir.firmamıza leke gelmesin.Bilinçli olsunlar dedim.
Az önce gelen bir mail. tüm böcekler hakkında ve özellikle toz akarı...Bir bilgilendirme yazısı yazar mısın? Teknisyenlere vereceğim hepsi aynı uygulamaları ve en doğru şekilde yapsınlar.Bilmiyorlarsa öğrensinler. Ee dedim teknisyen zaten bilir,ben müşteri temsilcilerimize anlatayım,onlar öğrensin nasıl konuşmaları gerektiğini.Ben teknisyenden iyi bilecek değilim ya.!
Senden iyi bildiklerini sanmıyorum. Hepsinin eksikleri,bilmedikleri var. Sen güzel bir döküman hazırla araçlara koyalım. Buna rağmen senin söylemenin dışında iş çıkarırlarsa bak izle o zaman neler oluyor. Senin işi bilmediğini düşünen,teknisyenliğiyle hava atan olursa,haberim olsun,sakın benden gizleyip içine atma kızarım.
...
Müsait vaktimde seve seve hazırlarım dedim. Acil olursa sevinirim dedi. 1 saat sonra dosyam hazırdı.Ve şimdi patronumun mail listesinde onaylanmayı bekliyor.
Böcek türüne dair ilaçlama şekli,temizlik,müşteriden gelebilecek sorular ve cevapları,mekanlara göre periyot ve garanti süreleri.
...
Yarın dosyaları karşılarında gördüklerinde ne hissecekler merak ediyorum doğrusu.Ben şahsen kendimi çok iyi hissediyorum. Kimseye işini öğretmek gibi bir egoistlik içinde değilim ama bildiğim konuda da susabilen,tamam bu senin işin seninki doğrudur diyebilen biri olmadım,olamadım. İyi bildiğim her ne varsa aktarmaya niyetliyim.Böceklerle ilgili detaylı bilgiye sahibim ve sağlık bakanlığından sertifikalı bir teknisyenle bile boy ölçüşebilirim. Deneyim...5 yıllık bir müşteri ilişkisinden bahsediyorum azizim. Alaylı olmak,deneyim sahibi olmak,işin mutfağından yetişmek ne derseniz deyin. Firmanın tek elemanıydım ve kimse bana hazır bir kaç cümle yazıp vermedi. Hiç bilmediğim bir sektörde her şeyi araştırarak öğrendim ve gelen hiç bir soruya hazırlıklı değildim.O an ürettiğim cevapların doğruluğundan emin olup arkasında durmayı öğrendim. bilmiyorum diye bir cevap verme hakkım yoktu,doğru bilgilendirmek zorundaydım.Araştırdım,sordum,çok uğraştım ve şimdi bir döküman hazırlayacak,bana işimi öğretme diye üstten konuşanı al şunları oku da doğru iş yap diyecek kıvamdayım.
Diyeceğim o ki kimseyi küçük görmeyin. Ben bu işin eğitimini aldım,piriyim demeyin. Eksiklerinizi öğrenmenin peşinden gidin.Her zaman kendinizi ileriye taşımayı bilin.

Bunları neden anlattım ? Aslında çok başka bir şeyden bahsetmeyi istiyorum ama şimdi yeri değil onun için zırvalıyorum.Hadi bana iyi geceler,güzel yarınlara uyanalııımm...