Subscribe to RSS feed

5 Aralık 2017 Salı

Yoğun Hisler

dün sabah 9 da evden çıktık. 12 de babam kolonoskopideydi. saat 14 e doğru ameliyata alındı.lazerle yapılacak olan işlem bir şeylerin ters gitmesinden dolayı normal ameliyata dönmüş. Doktorumuz istersek eve dönebileceğimizi ama kalmamızın babam için yararlı olacağını söyledi.Elbette kalacaktık,kaldık. Kızkardeşim de yanımızdaydı. Onunla birlikte hemennn koşarak eve geldim.Yine hiç soluklanmadan almam gereken biri kaç parça eşyayı sırtlanıp annemin yanına,hastaneye geri döndüm.Tekli koltukta 2 kişi uyumakla sabahlamak arası bir yolculuktu bizimkisi.
Babam uyanır da tek başına tuvalete gitmek isterse hemen annemi dürtmem gerekiyor sorumluluğuyla gece 02 yi geçe dalmışım uykuya.sıklıkla gözlerimi fal taşı gibi açıp tavana gözlerimi dikip dakikalarca koridordaki ışığı izledim.Ayak ucumda oturarak uyuyan annem,hafif kıpırdanırken gözlerimi yumup uyur numarası yaptım ki kaygımı fark etmesin.06:50 de de tamamen kalkıp oturdum bir köşeye.Çok uzun zaman var ki gecenin karanlığında güne başlamamıştım valla. Gözlerimin açık olduğu tüm dakikalar,saatler boyunca,o hastane odasında içimden şu cümleyi sayıkladım; Allahım,babama ve tüm sevdiklerime şifa ver. nolur şifa ver. Şifanı esirgeme onlardan lütfen...Yalvarırım babamla beraber şifa bekleyen herkese ve benim sevdiğim,onlarsız yapamayacağım herkese şifa ver diye diye sabahladım.
Babam iyi çok şükür. bugün öğlen 12 gibi taburcu olduk.Tam taburcu işlemlerimiz yapıldığı sırada ben de hastanelik oluyordum az daha. İlacımı evde unutmuşum,hemşirelerde o ilaç yokmuş.Annecim koşa koşa eczaneye gidip gelmese idi biraz da benim için hastanede kalmamı gerekebilirdi.Traji komik bir durumun köşesinden döndük yani.

Babam iyi. Evde dinleniyor,çok iyi bir operasyondan çıktı. doktoru,hastaneyi,canı hiç yanmadan geçen bu süreci çok sevdi. Bin şükür ki Allah beni mahçup etmedi. Referans olup,övüp övüp yerlere göklere sığdıramadığım doktorumdan memnun kalmasaydık,vicdanımı nasıl rahatlatırdım bilemiyorum doğrusu.
Vicdanım rahat ama aklım kalbim bir başka konuda bir başka insanda takılı şu sıra. diyorum ya herkes iyi olsun,herkes huzurlu olsun zira ben ilmek ilmek ördüğüm huzur ve sağlık dolu dünyamda rahat olamıyorum. Nefes alamayacak kadar daralıyor,kuş olup uçmak,parmak uçlarıma bahşedilecek sihirle şifa dağıtmak istiyorum.
Cürmü kadar yere sahip bir kul olarak hiç bir halt edemeyerek kendimi zamana teslim ediyor,sadece dua edebiliyorum.Velhasılı kelam; herkes,tüm sevdiklerim iyi olsun,keyifli olsun,sağlıklı olsun diliyorum. Tanımadığım için sevemediğim yer yüzündeki milyarlarca insan için de aynı temennilerimi evrene yolluyorum elbette.
Hadi iyilik bulaştıralım bu gece. İyi düşünelim,güzel yarınlara uyanalım inşallah.
----------
Anlatacaklarım bitmez benim. 24 saatlik hastane odasından günlerce uyduracak cümle hapsettim zihnime.En iyisi ben susayım da şimdi,yerli yersiz damlamasınlar kaleme. Sevgiler efeniimmm...Huzurlu vakitlerr.


28 Kasım 2017 Salı

Şifaya Giden Yol


Bir kitap okuyorum; unutma dersleri isimli. Nermin Yıldırım'ın bir kitabı. beklentimin epeyce üstünde bir kitap. Zihinde istenmeyen anıları vs silen bir merkezden bahsediyor kısaca. 
Daha çok başlarındayım zaten ama pek güzel gidiyor.
Keşke benim de bugünümü zihnimden silecek bir sistem olabilseydi.
Yani demem o ki,pazartesi sabah babam bir ameliyata girecek. Biraz önem arzediyor,yaş ve hastalıkları bakımından riskli görünüyor. Aklınıza geldiğinde dualarınıza eklerseniz seviniriz efenim.
Her ne gelirse Allah'tan elbette ama keşke üst üste gelmese Ama biz şifa bulmanın peşindeyiz,şuan tek yapabildiğim herkesin asılan yüzünü güldürmek,hep yaptığım gibi varolan durumu ve ciddiyeti hafife alıp amannnn ne varki bunda hadi toparlanın diyebilmek.


Bugün şunu anladım ki; insanın kendine gelen hiiç bir şeyin ama hiç bir şeyin önemi yok. Sevdiklerinizin canı yandığında,onlar o hastane odalarına girip çıktıkça canınız öyle yanıyor ki,anlatmak imkansız. Canı yanan ağlar ya hani,gülmek zorundasınız.
Dua etmek ve gülmek... Şifa bekleyen herkese ve tüm sevdiklerime. Allah'ım varlıklarındna mutlu olduklarımın yokluklarını gösterme.

22 Kasım 2017 Çarşamba

İyi ki Doğdum

Hani yeni yıl heyecanı firmalarda hep çok önceden başlar ya. Genellikle son bir ay boyunca nereye gitseniz ışıl ışıldır,kampanyalar başlamıştır,tv de yılbaşına özel hediyeliklerin reklamları dönmektedir.
Yani son bir ay yeni yıl coşkusuyla geçer.Hissedebilene,kalbinde o heyecana yer açabilene.
Bende de öyle olduç 2 Aralık doğum günüm. Ve bir de 26 aralıkta yeniden doğduğumu kabul ediyorum biliyorsunuz.
Ama 2 hafta önce 2 arkadaşımın doğum günümü kutlaması ve hediyelerini erkenden iletmeleri,pastadaki mumu 3 hafta önceden üfletmeleri ve bundan duyduğum heyecan ve mutlulukla 1 kare fotoğrafı sosyal medyaya sızdırmam sonucu,benim doğum günü heyecanım başladı. O gece gelen mesajlar, sabah erkenden yaa kusura bakma nasıl da unuttum diye uykumdna uyandırılmalar.
Açıklama yapmaktan yorulmalarım,her çalan telefona,gelen mesaja gülümseyerek cevaplamalarım.
Çok mutlu oluşlarım bir o kadar da bu yanlışı düzeltmeye çalışmalarım.
sonrasında kardeşlerimin de erkenden kutlamak istemeleri,dayanamadık napalımmm nasıl da girdin sen doğum günü havasına demeleri.Yani demem o ki,ben her günümü doğum günü havasına çevirdim bu ara. Daha çok var ama her gün ama her gün yeniden hatırlatılması,yeni yaşın bu denli coşkuyla kutlanması,sevildiğimin bu derce hissettirilmesi.Yaşın 33 oluşu ne önemsiz.Her anımda sevdiklerimin varlığının şükrü ile ne hissiyatlı günler geçiriyorum bunca cümleye rağmen aslında hiç bir şey anlatamıyorum.:)
Velhasıl kelam,bu yıl erkenden doğdum ama hiç bu doğum hikayesini bitirmeye niyetim yok. Her günümü özel kılan insanlar ömrümce hayatımda olsunlar lütfen Allah'ım. Ben onlarla bu yaşamı tatlandırdım. Varlığımdan duydukları sevinçle günlerimi en canlı renklere boyayıp rengarenk bir kış hediye ettiler bana. Çok şanslı olduğumu hep bilirdim ama bir kez daha bir kez daha idrakine varabildim bu sayede.
Ezcümle; iyi ki doğdum bee ! :) 

28 Ekim 2017 Cumartesi

Nasıl Anlatmalı Bu Halleri

Tam olarak bu haldeyim.Ojemin, bardağımın ve saçımın rengi farklı.Yorgunluk aynı.
Aa bir de bilgisayarımın bana özel kapak kaplaması :)
Yani diyeceğim o ki.Günlerdir,haftalardır işle ilgili bir sistemsel düzenleme içinde olduğumuzdan ve maalesefki firmanın en eski elemanı ben olduğumdan yani en çok bana ait müşteri portvöyü bulunduğundan canım çıkmış durumda. Dün öğleden sonra evden çıkıp telefonlarımı unuttuğum için yana yakıla geri döndüm 1 saat sonra. Telaşımı tahmin edemezsiniz.Neyseki arayan soran olmamış o zaman diliminde.
Gece eve geri geldiğimde saat 22:40 idi. Üstümden çantamı bile çıkarmadan telefona sarılıp Jülideyi aradım.
Hadi anlatsana bana şu sistemdeki olayı diye başladım derdimi ona aktarmaya.
Sağolsun,varolsun,yarı yanım benim şu şirkette.En kolay haliyle yapabilmem için yollar gösterdi. Başladım tüm bitirdiğim işleri ennnn başından kontrol etmeye. Neden mi? nedeni benim aptallıım efenim. Neyse boşverin.
Patronum fark etmeden eksik olan şeyleri düzenleyip yerli yerine oturttum dataları.Gözüm açık rüya görmeye başladığımda ve elimi yüzümü yıkayayım diye banyoya gittiğimde sabunu tutamayıp ellerimin arasından kaydırdığımda anladım ki biraz dinlenmem lazım.Saat 04 küsurdu.Sabah 9 da mobilden sistemimi açıp biraz daha yatayıp ortam sakinken dedim ama kargo telefonuyla uyandım. Elektrikler yok,asansör çalışmıyor,kapıyı da açamıyorum gelip kargonuzu alın dedi eleman. 10 kat aşağıya ayaklara kuvvet başladım yürümeye. 4-5 kat kadar indim,bekliyorsun değil mi geliyorum,gitme dedim. Gelmeyin ben bina görevlisine bıraktım o size verir dedi. Sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. Döndüm tabi tekrar uyumak istedim biraz daha ama aklımda yapılacak onca şey varken ne mümkün.Geçtim yine bilgisayar başına. Hem söyleniyorum patronuma hem düzeltiyorum bir şeyleri.Haberi yok tabi. Olsa bu kadar üzmezdi sanırım beni.
An itibariyle bitti herşey bence. ama biliyorum ki son dakika gölü atacak yine. Daha kaç gece sabahlayacağız böyle bilmiyorum. Sırtım tutulu,eller,ayaklar fena.
İşimi seviyor oluşum tüm bu sıkıntıların üstünü örtüyor.yine de rahat çalışmak,huzur ve dinginlikle işleri halletmek hepimizin ortak tercihiği olmalı. Zira yıpratıcı oluyor bir süre sonra.
Neyse...Nokta...

2 Ekim 2017 Pazartesi

Hediye












Ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Yazayım ve unutayım. Öyle bir gündü yani.
Duyduklarımı unutmam epey zaman alacak olsa da kendime gelmem gerektiği bilinciyle toparladım kendimi.

Öyle ki tansiyonum 10-5,şekerim 150 ile çıktım evden. Acıbadem'e vardığımda 2 saat kadar geçmişti herşeyin üzerinden.Karşısına geçmeden önce anlatacağım bir konudan haberdar olduğu için son derce keyifle ve gülen gözlerle bana baktı. Ama gördüğü manzara karşısında sana ne oldu bile demekte zorlandı.
Bunları sana getirdim dedi ve uzattı. Henüz durmuş gözyaşlarım bu sefer mutluluktan akıp boynuna sarılmak istedim.Yapamadım tabi.Teşekkür etmekle yetindim. Kalpten,gerçekten.Ondan ilk defa hediye alıyor olmam bir yana,böyle bir günde tamamen habersizken hissetmiş olması,çok manidar ve özeldi.Bir hediye daha vardı yanında. biliyorum sende var kitabım,ama neden bilmiyorum sana hediye etmek istedim dedi.Sen de birine hediye edersin belki,an bu da senin dedi.
Ne hissettiğimi anlatmam mümkün değil.
Şöyle söyleyeyim;
bir süre önce kendimi öyle yalnız hissediyordum ve destek olunması gereken bir zaman dilimi geçiriyordum ki,ben sana bakarım,yemekte yaparım,sofra da kurarım diyen arkadaşımın boynuna sarılıp ağlamak istemiştim mutluluktan. Tabi ki yapamamıştım onu da. Teşekkür edebilmiştim sadece.
diyeceğim o ki,çok hediye verir,çok da alırım şükür. Ama bu iki kalp,iki beni hisseden,anlayan,gerçekten mutlu etmek için yapılan eylem ve verilen hediye çok ayrı önemliydi bence.
böyle güzel insanların varlığına minettarım ömrümce.
Kendim her zaman kendime yeterim ama gözyaşlarımdan açılan o koca boşlukta beni düşünen birilerinin olduğunu bilmek muazzam.

28 Eylül 2017 Perşembe

Başlık Yok,Duygu Çok

İnsan bazen;
Birileri onun için bir şeyler yapsın, bazen en sevdiği yemeği pişirsin,en sevdiği bardakta bir meyve suyu ikram etsin,senin için aldım diye bir şey uzatıversin ya da yapması gereken bir işin ucundan onun için tutuversin veyahut ne bileyim,seni düşündüm,senin için desin,yalnız olmadığını bilmesini sağlasın istiyor.
Sonra  düşünüyor insan; sevdiklerinin hepsi hayatında ve sağ. ! Her istediğinde olmasa da gözlerinin içine bakabiliyor,her zaman söyleyemese de sevdiğini duyurabiliyorsun.Ara sıra da olsa sarılabiliyor,enerjilerini birleştiriyorsun. Nadiren de olsa öpüp sevdiklerini kalbinin üzerine koyuveriyorsun. Varsın yalnızlık hissi sarsın ruhu. Varsın,tek başına olduğunu sansın insan. Varsın yorulsun,varsın üzülsün,varsın çıkmaza girsin.Biliyoruz ki sevdiklerimiz bir göz,bir kaç adım,bir kaç saat uzaklıkta. Varlıklarına bin şükür edebildiğimiz her gün,yalnız olmadığımızın farkında olmak umuduyla. gücümüzü geri toplayalım ve yorgunluğun kıymetini bilelim. 
Bir varlar,bir yoklar ve sonra hiçç olmayacaklar...Düşünürken bile gözlerimden akan yaşlar,günlerdir kalbimi havuz yaptılar. Bir tarafta olmasını istediklerim ve yalnızlığım diğer tarafta şükr'üm.
Allah'ım sevdiklerimi ömrüme eş kıl. Bu bencillik biliyorum ama sevdiğim herkesin varlığını mutlulukla ve sağlıkla donat. Zira onlarsız yaşamak beni eksik kılacak.Buna hazır değilim.

16 Eylül 2017 Cumartesi

Minnet Duygusu

Yazmiyorum diye yasamadigimi dusunmuyordunuz degil mi? 
...
Gozlerimi kapatip yasanan guzel gunlere dalardim eskiden.simdi gozlerim acik ve gun isiginda da dalabiliyorum.sahiden!
Yemek yaparken,kiyafet dolabimi duzenlerken,kitap alisverisi yaparken,hatta kendime parfum alirken bile...dalabiliyorum oyle mutamadiyen.
Her geri gittigimde,bin sukurle donuyorum suanki vakte.iyi ki beni seviyorsun Allahim diyorum.biliyorum,hissettiriyorsun.sana layik olamiyorum ama sen her seferinde benim gozyaslarimi huzur ve mutlulukla siliyorsun.tesekkur ederim.verdigin,yasattigin tum gerceklere minnettarim.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sonuç

Eveeettt aşağıda anlattığım konuya son noktayı koyuyorum.
Doktora gittim,rontgen çekildi.Muayene edildi.Ayak orta parmak çatlak.Doktorun yorumu şöyle;
"Bileğin nasıl kırılmadı hayret ediyorum. Parmağın kırık da diyebiliriz ama yapısı tam anlamıyla bozulmadığı için çatlak demek daha doğru geliyor bana.Yapılacak şey alçıya almak ama ben hayatını kısıtlamamak için 3 hafta dayanmanı ve kendiliğinden iyileşmeni öneriyorum."Kem ve hap var ama işe yaramayacağını ikimizde biliyoruz.Tek yapman gereken hareket etmemek,istersen iş için rapor vereyim,gidemezsin çünkü dedi.Yok ona gerek yok işi hallederim de hareketi ne yapacağız bilmiyorum dedim istemsizce.
Sonra annemi aradım gelmek için benden haber beliyordu çünkü.Bak dedim gördün mü bir de kırık olsa duramazsın derler,dediniz.Valla durmuşum hem de üç gün.Morarmasa daha da dururdum.
Neyse efenim annem gelmedi,ben tek başıma idare edebilirim sanıyorum.Zaten haftasonu için yine yanlarına gitmeyi düşünüyorum. Sonuçta doktor bana hareketlerini kısıtla dedi,yolculuk yapma demedi ki :))
Anneme bunu deyince çok kızdı ama olsun.Patronuma da gel bi gün kahve içelim deyince kızdı.Senin ayağın rahatsız değil mi,parmağın çatlamadı mı,dinlenmen gerekmiyor mu gibi bir sürü ardı ardına yazdı durdu.Ee tamam yürütmezsin sende araban var zaten bi kahve içemeyecek kadar da düşmedik ya dedim.En kısa zamanda bir akşam geleceğine söz verdi.Aaa lütfen ama  Enerjimi hiç bir şeyin aşağıya çekmesine izin vermeyeceğime söz vermiştim kendime. Tutuyorum.Siz de yardımcı olun dimi? :)


Bir Başka Haftasonu

Aldığım her nefese şükür ile...
Hadi başlayalım yazmaya,vira bismillah.
Geçtiğiiz bayram ailecek keyifsizlikle geçmişti.Birbirimizle bayramlaşmayı bile unutmuştuk,o derece.
17 yıllık aile dostlarımız mehmet amca ve sevtap abla. aralarında 20 yaş fark olan ve öncesinde bir çok evlilikler yapıp çoluk çocuk sahibi olan iki insan... çok ama çok ama çok sevdiğim iki insan.
Mehmet amcanın benden bir kaç yaş büyük oğlu 3 çocuk babası,son bebeği 1 aylıkken bundna bir ay önce intihar ederek vefaat etti.Bayram arefesiydi. Şoke olduk,kime,neye üzüleceğimize şaşırdık.Güç toparlandık.Mehmet amca kocaalide oturduğundan ve cenaze için istanbula geldiklerinden ben karasudaki yazlık evde onları göremedim.Aklım fikrim hep ondaydı. Bir insan 2 çocuğunun 17 sene arayla ölümünü nasıl kaldırabilirdi. Nasıl bir acıydı bu yarabbim. Nasıl bir kaderdi.Bayram boyu Mehmet amcayı göremedim. Ben istanbula evime geldim O buradan Kocaaliye evine döndü.Görüşemedik. Annemlerden haber aldım sık sık. İyi olduğunu toparlandığını,tam da açmak üzere olduğu iş yeri için çalışmalarını hızlandırdığını öğrendim.Çok sevindim. Hayata bağlanmak için bir yol bulmuştu işte. İnsanoğlu,illaki bir sebep buluyor tutunmak için.
...
3 gün önce cuma gecesi...1 hafta önceden biletlerimizi almıştık kız kardeşimle. O zaten her hafta sonu gidiyor da ben kalıyordum evimde.Akşam 20 arabası için haremde olmamız gerekiyordu.Olduk da. Tam servisten inip yazahaneye gideceğimiz vakitttt....Ben düştüm Öyle bir tökezleme gelmesin aklınıza. Yüzüm hariç tüm vücudum çakıldı yere dümdüz.Etrafımdakilerin bakışları,bir kadının çığlığı ve önden giden kardeşimin yüzüme donup kalmış bakışı ile kalktım  yerden bu insanlar neden bana bakıyor ki alt tarafı düştüm işte canım edasıyla girdim otobüs firmasına.Sadece saniyelerce oyalansaydım giremeyecekmişim :)
Yerime oturdum ayakkabımı çıkardım bi daha da giyemedim zaten:) bir anda davul gibi şişti ve parmaklarım,tabanım ve üst kısmı şişti ve parmaklar kasıldı.Ne yaparsınız? Otobüs geldi. Dursam kaçacak.Gitsem gidemiyorum.HErkes otur iyi değilsin derken yok iyiyim ben diyip kalktım yerimden.Zar zor ayakkabıyı giyip otobüse bindim ve biner binmez ayağımı elime aldım.Kardeşim korkmasın diye ses çıkaramıyorum,el bileğimi ısırmaya ve göz yaşım akmasın nolur diye yalvarmaya başladım içimden. Kardeşim inip buz bulup geldi,boynundaki fularını çıkarıp bana bandaj yaptı. O bunları yapmasaydı ben napardım inanın fikrim yok.Ben ki hızı hiç sevmeyen insanım./Sırf hız yapıyor söz dinlemiyor diye,kuzenimle görüşmüyorum bizi alıp bir yerlere götürmesinden rahatsızlık duyuyor beni özlersen bize gel diyorum./
KArdeşim de korkudan ne yapacağını bilemedi tabi.Annemi arayacağım dedi.Ne kadar yapma etme çok merak ederler desem de aradı.Ben o 3 saatlik yolu nasıl geldiğimi bilmedim annem de ben kaç kere aradığını bilemedi.VE ben ilk defa bir aracın aşırı hız yapmasından dolayı Allaha şükrede ede geldim o yolları. Allah'ım ambulans gönderdin bana,acımı iyileştirmek için anneme kavuştur beni.Yavaşlamasın araç nolur diyerek bitirdim o yolları. Yolcular isyan etti aracın hızına. tutunmadan gelmek mümkün değildi neredeyse.Olmaması gereken bir hız ile ilerledik. Yarı yolda isem bi yere gidemezdim.Gideceğim yere daha çok vardı dayanamıyordum. Bir yolu yok mu Allah'ım derken aracın hızlanması...Ambulansla gitsem sanırım aynı hızla gidebilirdim.
Mehmet amcalar sırf biz görelim diye bizden önce eve gidip beklemeye başladılar. Benim durumumu öğrenince aracıyla gelmiş bizi almaya. Gelme ben gelirim iyiyim,yorulma nolur dediysem de pek ikna edici olmadım sanırım:)

babamın ve kız kardeşimin kolunda hatta kardeşimin kolunu morartacak kadar sıkarak arabaya bindik.
Eve gittim bir bahçe dolusu insan.Hepsi korkuyla yüzüme bakıyor. Ben gayet sakin öptüm,sarıldım bir yere oturdum. Sevtap ablacım getirdin mi butiğinden kıyafetleri,hadi deneyelim çok merak ediyorum dedim. 
Annem elinde kas gevşetici kremlerle bekliyor karşımda.Ayağıma dokunacak oldu ben çığlık çığlığa...Orada ele verdim kendimi :) Sevtap ablacım aldı kremleri eline nazikçe masaj yaptı. Annem bandajlar vs derken aa dedim gecenin yarısı oldu be.Hadi görelim şu kıyafetleri artık.Gördük,baktık,aldık.Bu kadarcık mı yani,dükkandaki tüm mallar bunlar mı dedim.Ooo daha neler var keşke gelip görebilsen dedi.Yarın gelirim inşallah zaten denize de gitmeyeceğim dedim. Gitme imkanım yok demek istemedim :)
Ertesi akşama kadar ayağımı yere basamadım. Parmaklarım ve ayak tabanım kasıldı ve çok kuıvvetle ağrıdı.Sabah 4 e kadar yapılan masaj ve kremler çok az işe yaradı.En sonunda ilacı artık yesem deyince annem beni zorla uyuttu.Ertesi gün ne ayakkabı giyebiliyorum ne üzerine basabiliyorum. Allahım mucizene ihtiyacım var,bu akşam mehmet amca bizi almaya geldiğinde o arabaya binip butiğe gidebileyim. Zaten 2 gün için geldim kimseye zehir olmasın.Benim için üzülmelerine fırsat verme,nolur tadını çıkarabileyim deyip durdum. Akşam oldu ayakkabımı giyebildim. Zonklamayla da olsa o arabaya bindim. Tabiki sadece ayağımda değildi problem karnımdaki şant kısmında da ağrı vardı fakat kimseye söylemedim.ala karın boşluğumu tutarak yürüyorum aramızda kalsın:) şant tıkansaydı anlardım onun için velveleye vermeyelim lütfen.:)şişen kol bileğim ve diz altımı hesaba hiç katmıyorum bile kimsenin haberi yok nasılsa,geçti bile.

Neyse yolunuz kocaaliye düşerse mutlaka uğramanız gereken çokk güzel bir butik yapmış sevtap ablam. Kıyafet alışverişini ihtiyacı dışında hiç sevmeyen biri olarak bayıldım ben.
Gece hep birlikte bize geldik,yedik içtik. Mehmet amcaya ne zaman gözüm gitse o hüzünlü hali içimi parçaladı. Bir de beni merak eden,bana üzülen hali...Hadi dedim kalkın şuradaki yeni açılan avm yi gördünüz mü siz,hadi göstereyim size.
Sen mi dedi? kıızım sen hastasın nasıl geleceksin. Yoo iyiyim ben bak kalktım bile,yürüyorum ohh mis gibi. Şimdi oturursam yarın nasıl dönüş yoluna geçeceğim,hadi gidelim dedim. Mehmet amca eşine baktı. Sevtap abla,çok canı acıyor Mehmet.Hem de çok ama seni böyle görmek istemiyor.Senin için toparlanıyo hadi kalk dedi.Gözümden bir damla yaş düştü,kimse görmedi.Mehmet amca ikiletmedi.Çok yakındı zaten 100 m falan gidecektik herhalde.İki kişinin kolunda da olsa yürüdüm.O gün bitti.Pazar oldu.Ayakkabı giydim,yola çıktım. Canım da çıktı.İstanbul'a,evime döndüm ama baktım ki ayak daha fazla şişmiş, ve biraz da morarmış.O dakikadan sonra annem karasudan merve yanıbaşımdan yedi bitirdi beni. Sabah kalkar kalkmaz hastaneye gittim. İş bu ya doktor ameliyata girmiş.Ee beklerim,çıkınca görüşüm dediysem de bu gün hasta kabul edemeyecekmiş.Tamam bari yarın geleyim dedim yarın da izne çıkıyormuş. Ee ben bu sancıyı nasıl izne çıkarayım...
Eve gelene kadar 3 hastane ile görüştüm. Şimdi birinden randevu aldım.Akşam gideceğim.
sonrasına bakacağız artık.Nasıl bir işlem olacak,ayağımı kullanabilecek miyim.Ne yapacağım bilmiyorum şuan.Tek bildiğim çok güze bir hafta sonu geçirdiğim.Deli misin bu anlattıklarınla mı güzel geçti haftasonun dediğinizi duyar gibiyim. Evett 2 küsur yıldır görmediğim insanları görmek,onların yeni oluşumlarına şahit olmak çokk iyi geldi.Şuan çok ağrım var,kafamda deli sorular.Kendimi doktora geçmişimle beraber nasıl anlatacağıma dair ve anlaşılacağıma ait kaygılar.
Yine de iyiyim şükür.Aklım yerinde,zihnim açık,şantım çalışıyor. Ne çok uzattım değil mi? Sabahtan beri ilgiyi sevmiyorum yahu bırakın beni.Arayıp durmayın sürekli diyen ben pek detaylı yazdım kendimi.Ama benim okurlarım bilir ki geçmiş olsun denmesine hiç gerek yoktur.Gelmiştir ve geçecektir.Güç hepimizin kendi içindedir.  dua ederseniz şifa bulmama yardımcı olursanız sevinirim.zira yapacak çok işim,kuracak çok hayalim,gerçekleştirecek çok planım var. Hepsi içinde beden sağlığı lazım. Bunun için de kendimi bırakmamam,hasta psikolojisine girmemem lazım.
Bana yardımcı olur musunuz? :)
sevgiyle kalınız efenim,sağlıkla...

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Sifatlar ve Sevdiklerimiz

Gecenlerde annemlere gittigimde,Doganla sohbet ederken dedim ki;insanlar birbirlerine ozellikle de annebabalar cocuklarina ismiyle hitap etmeliymis.annecim,babacim,pasam,kuzum,lokumum gibi sifatlarla hitap edilmemeliymis.cunku o zaman cocuk kendini o sifat gibi hissedermis.roller karisir,kendini nasil,hangi turlu hissecegini bilemezmis.Dogan dediki;demeki ben ondan seni annem gibi goruyorum.cunku hep bana oglum diyorsun.aa bak cok dogru dedin,ama fark etmez ben de seni cocugum gini goruyorum zaten.demeki bu tanimlamadan dolayiymis diye konusurken aklima geldi.cok yakinlarima hayatim demeyi severim.kiz olsun erkek olsun.cok yakinsa sohbet sirasinda ama hayatim diye basladigim cok olur,pek az kisiye kullanirim bu sifati ama en derinimde hissederim.iliklerime isleyerek soylerim.veee dusununce en cok onlardan gelen ters tepkilerden incinirim.oyle kirilirki kalbim,hayatim avuclarimin icinde kanar sanki de ara bandi bulamam,iyilestiremem.taki gelip hayatim olan kisi-ler guler yuz gosterene kadar.bu farkindaligi yasadiktan sonra dikkat ediyorum kimseye hayatim dememeye.ama oyle cok hayat buldugum kalpler var ki,nasil demeyeyim.onlar gercekten hayatim benim.siz siz olun size kullanilan sifatlarin degerini bilin.bir de bakin bakalim siz kimlere neler yuklediniz? Bana ise ismimle hitap etmenize gerek yok,istediginiz sifati yukleyebilirsiniz,hakkini veririm emin olabilirsiniz:)